Suluada, Sazak ve Korsan Koyu gibi Antalya'nın bilinmeyen cennetlerini keşfedin. Kalabalıktan uzak, doğayla iç içe huzurlu bir Akdeniz tatili rehberi
Antalya denildiğinde akla ilk gelenler devasa her şey dahil oteller, iğne atsan yere düşmeyen popüler plajlar ve hareketli gece hayatıdır. Ancak bu turistik vitrinin hemen arkasında, kitle turizminden uzak kalmayı başarmış, sessizliğin ve doğanın hüküm sürdüğü gizli cennetler saklıdır. Eğer tatil anlayışınız kalabalıklardan uzaklaşmak, dalga sesleri eşliğinde çam kokularını içinize çekmek ve el değmemiş turkuaz sularda yüzmekse, Antalya'nın rotadan çıkmayı göze alanlara sunduğu harika ödülleri var. İşte sadece doğa aşıklarının ve maceraperestlerin bildiği, kalabalıktan uzak 3 eşsiz mavi güzellik.
1. Sazak Koyu, Adrasan: Ormanın Denizle Buluştuğu Saklı Liman Adrasan ve Olympos'un gölgesinde kalan Sazak Koyu, ulaşımı zor olduğu için bakirliğini koruyabilmiş nadir yerlerden biridir. Musa Dağı'nın eteklerinde yer alan bu koya, Adrasan'dan kalkan teknelerle veya yalnızca arazi araçlarına uygun, engebeli bir orman yoluyla ulaşabilirsiniz. Koya adım attığınızda sizi geniş bir kumsal, rüzgarsız günlerde çarşaf gibi bir deniz ve etrafınızı saran yemyeşil çam ağaçları karşılar. Herhangi bir tesisin bulunmadığı Sazak, özellikle kampçıların ve mutlak sessizlik arayanların gözdesidir. Yanınıza yiyecek ve içeceğinizi alıp, gece yıldızların karanlık sulara yansımasını izlemek hayatınızda yaşayabileceğiniz en büyüleyici deneyimlerden biri olacaktır.
2. Delik Deniz ve Kral Koyu, Gazipaşa: Doğanın Kendi Eliyle Oyduğu Havuz Antalya'nın en doğu ucunda, Gazipaşa sınırları içerisinde yer alan Delik Deniz, fantastik bir film setini andırır. Antiochus ad Cragum antik kentinin kalıntılarının içinden geçerek ulaşılan bu doğa harikası, devasa bir kayanın ortasındaki doğal bir delikten denize açılır. Denizin, kayaların içine süzülerek oluşturduğu bu doğal havuz, hem tarihi bir atmosfer hem de eşsiz bir yüzme deneyimi sunar. Suyu oldukça berrak ve serindir. Buraya ulaşmak için dik ve kayalık bir patikadan inmeniz gerekir, ancak kayaların arasından Akdeniz'in o çarpıcı mavisini gördüğünüz an, verdiğiniz tüm emeğe değdiğini hissedeceksiniz.
3. Korsan Koyu, Karaöz: Tarihi Bir Sığınağın Turkuaz Suları Dünyaca ünlü Likya Yolu rotası üzerinde yer alan ve Gelidonya Feneri'ne oldukça yakın bir konumda bulunan Korsan Koyu, adını antik çağlarda korsanların burayı gizli bir sığınak olarak kullanmasından alır. İki devasa kayalığın arasına gizlenmiş olan bu küçük koy, fırtınalı günlerde bile dalgasız, dev bir havuz gibi durgun bir denize sahiptir. Sualtı zenginliği sayesinde şnorkelle dalış yapmak isteyenler için tam bir akvaryum görevi görür. Etrafını çevreleyen sık çam ormanlarının suya yansıması, denize o meşhur zümrüt yeşili ve turkuaz arası rengini verir. Küçük bir kumsalı vardır ve çadır kurmak, hamak asmak veya sadece doğayı dinlemek için harika gölgelik alanlar sunar.
Yola Çıkmadan Önce Son Bir Not Bu üç eşsiz rota, doğanın bize sunduğu birer armağandır ve hiçbirinde şezlonglar, lüks restoranlar veya gürültülü plaj kulüpleri bulamazsınız. Bu yüzden kendi hazırlığınızı yapmalı, suyunuzu, yiyeceğinizi ve şemsiyenizi yanınızda götürmelisiniz. Ve en önemlisi, bu gizli cennetleri bulduğunuz gibi kusursuz bırakmak, çöplerinizi geri götürmek doğaya olan en büyük borcumuzdur.
